2015 yılındaki bir ben

Sevinçliyken gelmez miydi bu ilham? İlla da ürperen tüylerin yalnızlığında mıydı sözcükler? Tüm vücut ürperdiğimizde mi kurulurdu cümleler?

Bilmem Şu Feleğin Bende Nesi Var, Her Gittiğim Yerde Yar İster Benden… J

Hangi dertti böyle bizi tonlarca yükün altında bırakan? Küçükken okullarda söyletilen halk müziği sözüdür yukarıda yer alan satırlar. Ne zaman söylense üzülürdüm, ne zaman söylense üzülürüm. Hatırlasam bile üzülürüm. Küçük yaşta birinden dinlerken bu türküyü, feleğin küçük bir çocukla işi neydi ki onun canını sıksın derdim. Ne alaka dersiniz şimdi bu? Çok para kaybettim dostlarım. Tek seferde hem de. Sahi asistan olmak neydi? 9 günlük tatilde, 9 saat bile dinlenmeden, dört duvar odada otururken 285,30 USD yani 873,52 TL harcamaktı. İnsanlar sizi burnu havada sanırken, vicdanla cüzdanı arasında değil tabi ki, ama hep vicdanla vicdan arasında hesaplaşmaktı. Herkesin çıkıp gezdiği; kimi zaman sıcak, kimi zaman serin rüzgarlı havalarda yavaş ritimli enstrümantal şarkılar dinlemekti. Bayramda aile beklentilerini karşılarken; aynı anda sınav 100 soruluk sınav kağıdını dört ayrı şekilde hazırlamaktı. Sen arkadaşlarını görebilmek için planlar yapıp, “boş zaman” oluştururken; arkadaşlarının seni hep “boş“ sanmasıydı. Aman işte falan derken laf salatasıydı. Derken demişken kitap çarpıyor gözüme bu arada. Kafam çok karışık dostlarım.

“Modern çağın en temel özelliği; dünyanın resim haline gelme olgusudur”  diyor İnceoğlu; Tutum, Algı ve İletişim adlı kitabında. “Modern çağın teknolojisi, dünyamızı görselleştirerek resim/görüntü haline getirmiştir. Yani dünya artık bize gösterilen dünyadır” Görüyorum. Yan yana kafalar var. Aynı açıda sabitlenmiş, aynı gülüş biçimi ve sevince sahip. Sevinç mi aynıydı, yoksa seviniş mi? Biçim mi? Anlam mı? Ben tek sevinirim mesela, tek poz veririm. Sev(in)işlerim şahsıma münhasır. Davranışlarım, duygularım, duvarlarım… Hangisi iyiydi ya da uygundu? Hangisi bize mutluluğu verecekti? Dolayısıyla burada da bir çeşit savaş vardı ve duyguların ölüyor. Öldü belki de bilmiyoruz. Aman ne bileyim işte, kafamdaki planın çok gerisinde kaldım. Ondan gerildim biraz. Nereden baksan iki gün, nerenden baksan iki gün… Gülmeyin bence, bu iki gün denilen şey 48 saat eder. Bayram geliyor bir de, kalabalık olur. Üstelik yemekli bayram…  

İkiz yeni ay enerjisi- Dişil enerji yükseliyor

Birden kulağıma gelen sinyal gibi bir sesle irkildim. Ardından her iki kulağım ciddi şekilde kaşınmaya başladı. Yutkunma ile, dil hareketi ile… İlk etapta nedenini anlayamadım. Ama düpedüz güçlü bir enerji akışıydı bu. İkiz yeni ay enerjisi aktive oldu ve artık durmak değil başlamak istiyor. Geriye seyreden tüm gezegenlerin aksine o ileriyi seçiyor ve yeniye yelken açıyor. Aslında bu gerilemelerde ilerleme önemliydi. Çünkü geri dönüşsüz bir ilerlemenin alt yapısıydı bu. Chiron etkisi Mars etkisi Satürn. Aslında içimizdeki ya da bilinçaltına attığımızda tüm duygulara bir Mars ateşi bir koç ateşi veriyor. Bu sayede Karanlık yanlarımız ile yüzleşiyor ve yaralarımızı dağlayabiliyoruz. İşte bu; muhteşem eş zamanlılık. İşte bu; yüzden geriye dönüşsüz değişim. Tabi herkes için değil. 3d-5d geçişine denk gelmesi de işte tam bu konuyla ilgili. 3d’de kalanlar karanlıkları ve yaralarıyla yüzleşemedikleri gibi etkisi kuşaklar sonrasına erişecek karmalar oluşturuyor. 5d’ye geçmeye hevesli olan çekingen bilgeler ise dharmalar oluşturuyor. İşte bu yüzden hem bitiş hem başlangıç enerjisi daha öne hiç deneyimlemediğimiz bir şekilde bize sunuluyor. Bir kapının kapanınca yenisin açılması gibi değil bu kez durum. Potansiyeller öyle eş zamanlı bir dizilim gerçekleştirdi ki, her zaman her şey olmaya müsait. Kontrol elimizde. Ne olmak istersek, o olma potansiyeline sahibiz. Daha önce ne bu şans verildi ne de bu eşiğe erişildi. İnsanlığın ilerlemesi gıpta ile izleniyor. Bunca zorluk ancak böyle bir zamanda gülerek karşılanırdı. Yaşanan değişimler zorluklardan ancak bu kadar faydalanırdı. Siz Sevgililer, dersi almayı öğrendiniz. Neredeyse perdenin arkasını göreceksiniz ki; bazılarınız duydukları seste, bazılarınız gördükleri rüya veya görüntülerde, bazılarınız gözlerini kapattıklarında gözlerinde oluşan ve iç içe dönen çemberlerde deneyimliyor. Bazıları bunların birkaçının birleşimini yaşıyor. Ve hissettikleri sadece neşe-keyif-coşku. Karmalarını bozma titreşimine henüz ulaşamayanlar ise 3d’de kalmaya devam ediyor. Onlar için yakıcı sıcak, öfke, kıskançlık ve engellenmişlik duyguları var. 5d ferahlığıyla gülen sizlere baktıkça, hissettikleri duygular spiral girdaplar yapıyor, enerjilerini kahverengi, titreşimlerini ise daha düşük yapıyor. Ve siz Sevgililer, sarsılmayın. Yükselişinize odaklanın. Geriye dönüp nerede hata vardı, nere farklı olmalıydı demeyin. Tam olarak bu ana hazırlandınız. Merak duygusunu yenemeyenler için gelişim gösterdiğiniz anlar kısa kısa vizyon olarak gelecek ve hızla kaybolacak. Enerji sizi düşük titreşimde tutmak istiyor. Karşılaştırdığımızda, mecazen, sizin gelişmişinizin hacminden, çok daha büyük bir sevinç duyuyoruz. 3d’de sevdikleri kalan Sevgililer, onlara sevgi gönderin. 3d’deki benlikleri, hissetmeyecek ama üst boyutlarda perdenin arkasında iyi iş çıkardığınızı ruh aileniz ile birlikte gülümseyerek seyrediyorsunuz. Ayrıca onlardan daha yüksek titreşim seviyesine çıktığınız için onları yargılamayın ya da onları sizin yanınıza çekmeye çalışmayın. Bu enerjinizi düşürür. Bu gaddarlık değil Sevgilier, anlayın. Sizin için kolay olan, onların parçalanmasına ve bir daha bulunamamalarına neden olabilir. Onlar kendileri için kontratlarını yaptılar ve ev sahibiniz olan bu tatlı Gaia’ya yeniden reenkarne olmak için sabırsızlanıyorlar. Sizse, içsel olarak, bunun son gelişiniz olduğunun farkındasınız. Chiron’un geri hareketi kalbinizde ağırlık yapıyor. Şifalandıkça bu düzenden koptuğunuzu hissediyorsunuz ve hala 3d’de kalan yanınız bu kopmadan hoşlanmıyor. Hem çok seviyorsunuz bu dünyayı, hem bağınız yok gibi hissediyorsunuz. Diğer yandan yükselişten aldığınız keyif sizi Gaia’dan uzaklaştırıyor. Çünkü sizler anahtarı bulanlarsınız. Ve bir an önce bu anahtarı kapıya yerleştirmek için sabırsızlanıyorsunuz. İster 3d’de kalın ister 5d’de geçin. Her seçiminizle seviliyor her kararınızla destekleniyorsunuz Sevgililer. Ol’maktan korkmayın. Bırakın olacağına varsın. İpi elinizde tutmaktan yeterince kanamadı mı elleriniz… (hafifçe gülümser…).  Unutmayın sizler yeryüzüne inmiş insan-meleklersiniz. Gökyüzünde mana idiniz, yeryüzünde harf oldunuz. Bundandır yeryüzüne sığmayışınız…

Sevgiyle kalın…

Gözlerini kapa ve zihnini aç

Kötü rolde olmak zor 
Ve zordu hepimiz için 
Evet, belki hiçbir şey yapmadı, kendisi oldu sadece 
Ve kendisiydi zaten
Aslında her şey yansımandı senin
O yüzden, biganelerle ünsiyet etme
İnşirah et ey can
Ne tetiklen, ne de sızlan
Yol yoksa bile yürü
Yalnız düşüncelerinle değil, ruhunla da büyü
Sensin taşıyacak ışığı ve parlatacak günü
İhtiyaçlar ki yolda karşılanır
İsminin yükünü azad edeni, yolda görse kim tanır
Ve bir kuş gelir aniden...
İşaretler, işaretler ve işaretler...
O zaman anlarsın ki ilahi kuvvettir sana olan rehber
Maddeyi bilince sanırsın bu güven
Bir bilsen asıl güven titreşir durur manen
Gözlerini kapa, zihnini aç sen ey can!
Anlarsın ki burayla sınırlı değil bu alem...
WordPress.com ile Ücretsiz Bir Web Sitesi Kurun
Başla